Yayıncılık dünyamızı konu alan söyleşi dizimizin üçüncü konuğu Aras Yayıncılık ve Rober Koptaş. Anahtar kelimelerimiz elbette var ama bu kez en çok Türkiye'de Ermeni kitapları yayınlamak, cesaret, dayanışma ve inancın izinde konuştuk.
"Biz unutulmaya yüz tutmuş ya da kenarda bırakılmış nitelikli işleri su yüzüne çıkarmaya çıkarmaya çalışan ama bunu yaparken de aynı zamanda insan yetiştirmeye çalışan, buna özen gösteren,…
Yervant Sırmakeşhanlıyan ömür parantezi 1915’de kapatılan onlarca Ermeni yazardan biri: 1870-1915. Ancak diğerlerinden farklı olarak, İstanbul’dan değil Harput’tan (o sırada, şimdi devletin bir öğretmen gönderebilmek için ekstra ciciler vaat ettiği bir coğrafyada, Mezre civarındaki bir okulda öğretmenlik yapıyormuş) yörenin önde gelen Ermenileriyle birlikte tehcir edilmiş ve Elazığ-Diyarbakır yolunda katledilmiş; eşi ve iki çocuğu ise ölüm yürüyüşünde hayatlarını kaybetmişler. ‘Yerukhan’, ‘Aşuğ’…
Tayfun Serttaş'ın Maryam Şahinyan arşivinden yola çıkarak hazırladığı FLASHBLACK sergisini ve son dönemde arşivlere olan ilgiyi konuştuk.
Tayfun Serttaş’ın FLASHBLACK isimli kişisel sergisine kapılarını açan Pilevneli Gallery, bir ay boyunca sanatçının görsel arşivlerle süregelen ilişkisinin mekânsal bağlamda kurgulandığı en kapsamlı sergiye ev sahipliği yapacak. Sergiye ismini veren FLASHBLACK isimli enstalasyon 2011 yılında kamuya açılmasının ardından ilk kez bir galeri…
Politik bir meselenin sanatsal bir yol ile anlatılması, koşullar ne olursa olsun her zaman zordur. Üstelik de bu konu Ermeni Soykırımı’ndan saklanarak kurtulan ve sonrasında muhalif olduğu gerekçesiyle Sovyet rejiminin hışmına uğrayan Zabel Yesayan'ı odağına alıyorsa…
DUVAR – Kuşkusuz ki Zabel Yesayan bir yazıya konu olunca, onun eşsiz mücadele azminden, gayretinden, dik ve onurlu duruşundan bahsedilmesi gerekiyor. Bu kişiliğe sebep…
Zabel Yesayan çok boyutlu tartışabileceğimiz bir yazar. Kendisine gelen eleştirilere kendi cemaatinden olsa bile cesurca göğüs geren bir kadın, öğretmenlik yaptığı sırada kendisi için ayağa kalkan öğrencilerine; “Bu talebin yerleşik kurallara aykırı olduğunun farkındayım, ama sizi ayakta görmek beni rahatsız ediyor. Askeri talime öyle benziyor ki…” diyerek hiyerarşiyi reddeden tavrı, barışı her daim kafasının bir köşesinde tutan, her şeye rağmen…
Meliha Nuri Hanım Kurtuluş mücadelesine ve bu mücadelede bir biçimiyle yer almış ‘Türk kadınına’ azınlıklar açısından bakan, kadınlar arasında feminist bir çatı altında kimi yakınlıklar kurulsa da iş milliyetçiliğe ve etnisiteye geldiğinde azınlık, ötekilik gibi kavramları eril zihnin dünya görüşüne yakın bir biçimde kuran kadınlık hallerinin bir sorgulamasıdır da aynı zamanda. Zabel Yesayan’ın bu novellasını Kurtuluş yıllarına adanmış kadın edebiyatına…
Soykırım kelimesinin yasaklandığı bir anmanın ülkesinde, Zabel Yesayan, “Nereden biliyorsunuz? Orada mıydınız?” sorusuna “Oradaydım. Ondan biliyorum” yanıtını verecek olan insandı. Şimdi bir daha bakalım basılı kitaplarına. Siyah-beyazda donmuş vakarlı duruşuna. Bütün bunları taşımayı, halleşmeyi bilmeden Zabel Yesayan’ı okumuş oluyor muyuz sahi?
DUVAR – Hani bazen bir film, sanki kişisel hikâyenizmişçesine sızar ya içinize, benim için ‘Yağmurdan Önce’ öyle bir film.…
Zabel ile Halide’nin hayatlarından paralel patikalarda ilerleyen bir yoldaşlık hikayesi çıkarmak, ikisi arasında feminist ve entelektüel öncülükleri bağlamında bir ortaklık kurmak ancak soykırımı görmemekle, tanımamakla mümkün olabilir.
DUVAR – Zabel Yesayan ve Halide Edip aynı şehirde, Boğazın iki ayrı yakasında doğdular. Zabel, 1878’in Şubat’ında, Üsküdar’da gözlerini açtı dünyaya. Altı yıl sonra, -yine bir Şubat ayıydı- Beşiktaş’ta, Halid adı verilecek bir…
Ermeni edebiyatı tarihçisi ve Aras Yayınları Ermenice yayınlar koordinatörü Sevan Değirmenciyan, edebiyat tarihinin kıymetli ismi Zabel Yesayan’ı ve edebiyatını anlatıyor. Değirmenciyan, "Yesayan Klasik Batı Ermeni edebiyatının en iyi kadın romancısı değildir, Klasik Batı Ermeni edebiyatının en iyi romancısıdır!" diyor.
DUVAR – Zabel Yesayan, Ermeni tarihinde öncelikle edebiyatçı ve aydın kimliğiyle tanınıyor, ardından bir direniş simgesi olarak öne çıkıyor. Sadece Ermeni…
Osmanlı’da üretilmiş Ermenice ve Ermeni harfli Türkçe edebiyatta Türkler çok az temsil edilmiş. Pek çok eserde ağırlıkla toplum içi ilişkilere odaklanıldığını, komşu milletlerle ama özellikle de Türklerle pek ilgilenilmediğini görmek zor değil. Bugünden bakınca, aynı toplumda yaşayıp, ortak mekânları paylaşan insanların birbirlerinin edebiyatlarında neden görünmediklerine (ya da az göründüklerine) şaşmamak zor olsa da, bunun Osmanlı Ermenilerin edebiyatının önemli meselelerinden ve…