İki haftayı geçti sanırım açılalı ama ilk günden beri merak ettiğim Salt Galata'yı ancak geçtiğimiz gün gezebildim...
İstanbul'da yaşayanlar bilir eğer yaşantınız Karaköy civarında değilse sadece adını duymuşsunuzdur Bankalar Caddesi'nin ve o caddeden geçmeden bir ömür bile geçirseniz aslında o caddeyi, o caddedeki büyük binaların içlerini hep bi merak edersiniz...
Ya da en azından ben öyleyim...
Daha…
50 yıl boyunca Beyoğlu'nda fotoğrafçılık yapan Maryam Şahinyan'ın olağanüstü arşivi, Tayfun Serttaş sayesinde SALT Galata'da sergileniyor. Her bir fotoğraf karesi üstüne ne cümleler kurulur, sadece ilişkiler, modalar, pozlar değil, tebessümler de değişmiş.
İstiklal Caddesi'ndeki Hıdivyal Palas'ın ikinci katında Elios diye bir balık lokantası var. Fena değil. Yunan usulü midyeli saganaki yapıyor, kağıt inceliğinde kabak kızartıyor. Fakat aynı Hıdivyal Palas'ın…
Karaköy'deki yeni sanat galerisi Salt Galata'nın açılış sergilerinden olan 'Foto Galatasaray'da, 1935-1985 arasında stüdyosunda on binlerce insanı çekmiş Maryam Şahinyan'ın arşivinden bir seçki yer alıyor.'
Şahinyanlar vaktiyle işlerini Sivas'ın pek çok köyünde sürdüren etkili ailelerden biridir. Değirmenleri, fabrikaları vardır, hayvan ticaretiyle ilgilenirler. Agop Şahinyan 1877'de Meclis-i Mebusan'ın Sivas temsilcisidir. Aile bu nüfuzu nedeniyle 1915 olaylarını kayıpsız atlatır. Cumhuriyet kurulduğundaysa…
Aras Yayınları, katledile katledile azalmış, "İstanbul'da yoğunlaşmış bir azınlık toplumu olan Ermenilerin kültürel öğelerini gelecek kuşaklara da taşımaya aracılık eden" bir yayınevi. Ama Aras, aynı zamanda, "Türkiye'de köklü bir geçmişi olan Ermeni yayıncılık geleneğinin yeni binyılda temsilcisi ve sürdürücüsü."
1993 yılında kuruluyor Aras Yayınları. "Türkiye'de kültürel zenginliğe katkıda bulunmayı amaç edindik," diyor.
Aras'ın editörü Ardaşes Margosyan ve ekliyor:…
Edebiyat, sanki doğanın, hayatın asli unsurlarından biri!
Yazarın içinde sanki bir başka atardamar daha var; bu damardan kan yerine hayat akıyor...
Bu kadim coğrafyanın hemen hemen her yerinde olduğu gibi –yaşanmış ve yaşanmakta olan pek çok sosyo-kültürel erozyona rağmen-, Kuzey Mezopotamya'nın kadim, çok renkli ve olağanüstü derinlikli hayatları da, bu edebî damardan evrene pompalanıyor; hayatın manası da duygulara, hatıralara…
O vakitler kimlikler isimlerden önce gelmezdi. Diller, dinler, kültürler birbirine karışır ve adeta bu karışımdan bambaşka bir dil türer, bambaşka bir kültür oluşur ve dinsel müsamahalar bambaşka mecrada akardı. Kürtçe, Ermenice, Türkçe ve bilumum kadim Mezopotamya dilleri birbirine karışarak yepyeni bir dil oluştururdu ki bu dili sadece orada yaşayanlar bilirdi.
Bu sözlerin hayat bulduğu yegane yerlerden biri Gavur Mahallesi ki…
Mıgırdiç Margosyan'ın 27 yıl önce yayımlanan Gâvur Mahallesi adlı öykü kitabı, şimdi de Türkçe, Ermenice, Kürtçe olarak bir arada yayımlandı. Margosyan, "Bizim evde annem, babam, nenem dört dilde konuşurdu. O yüzden öykülerim kadar bu kitabın üç dili barındırması da bir gerçek,'' diyor.
Yabancı olanlar için 'gavur' tabirini kullanan kaldı mı hâlâ, bilmiyorum. Vardır mutlaka! Ama elimde tuttuğum kitabın başlığı…
Hrant Dink her zaman burada olacak, sevdiği, kendini ait hissettiği topraklara kanı aktı çünkü ve o sırada yaşananlardan, katlinden önce ve sonra sarfedilen zulmü alkışlayan cümleler yüzünden de yeri göğü sarsıldı bu ülkenin. Bir yazımda anlamıştım, annem, Alzheimer hastası annem onun adı geçtiğinde ağlamaya başlıyor. Hrant'ın başına gelenleri hiç unutmuyor. "O bu toprağın adamıydı" şeklindeki yargısını farklı şekillerde dile getirmeye…
Izgarada, tavada, fırında, kiremitte, buharda, kâğıtta, tuzda tamam da şu 'sıcak suda' (çorbada) balık mevzuu çok karışık. Sanki lezzette de usulde de sorun var!
Sek bir objektif yorumla başlıyorum; ne de olsa gurme değilim, mevzu lezzet olunca da kimseye rehberlik etmek üstüme vazife değildir. Prensip olarak, denizle olan temasta da 'seküler' tutum alınması kanaatindeyim: Çok rica edeceğim balıkla, ehlikeyf…
Vağinag Pürad'ın 1926 yılında İstanbul'da Ermeni harfleriyle Türkçe yayımladığı 'Mükemmel Yemek Kitabı' 84 yıl sonra yeniden yayımlandı. İşte içinde tam 637 tarif yer alan kitabın ve yazarının hikâyesi.
İnsan neden yemek kitabı yazmak ister? Ya da başka türlü soralım, kimler yemek kitabı yazar? Galiba herkes. Uzmanlık alanı ne olursa olsun herkes yemek kitabı yazmak istiyor. Her roman hikâye seven…