“Ermenice kaynaklarda, kadınların khıncuyk dediği sazlı sözlü yemeli içmeli bir eğlence var. Şimdi bakıyorsunuz, orada roh’tan söz ediliyor. Likör denmiyor. Rakı var, şarap var kendi başına, bir de roh var. Nedir bu roh? Spirit (İngilizcede ruh). Ama spirit aynı zamanda yüksek dereceli alkol. Yani ispirto.”
Silva Özyerli, Diyarbakır’da doğdu, büyüdü. (Amida da Diyarbakır’ın anılan isimlerinden biri.) İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, lise öğrenimini Diyarbakır’da tamamladıktan sonra,…
Türkiye’de yemek çoğu zaman bir millî, hatta kimi zaman yerel bir gururun, bazen de başka milletlerle gerilimlerin konusudur. Peki ulusal mutfaklar aslında geriye dönük olarak “icat” mı edildi?
Futbolu sevenler için bir tür ayin olan Avrupa Şampiyonası günlerindeyiz. Futbol, dünyanın karanlığına karşı aydınlık bir perde aralayıp, farklı renklere gönül verseler de aynı oyunu seven insanlara ortak bir dilde buluşmanın keyfini sağlıyor—en…
“Yitip gidenlerin yasının gölgesini sofralarına yansıtmamaya özen gösteren bir aile bu kitapta sözü edilen. Yakınlarıyla paylaşmadan yedikleri yemeğin tadını alamayan, kalabalık sofralar için evlerinde açılıp kapanır iki yemek masası bulunduran bir aile. Tehcirle, Varlık Vergisi’yle elinden alınan canın ve malın yerine umudu ve geriye kalanların muhabbetini koyarak yaşayan bir aile.”
İkinci uzun bayram arasındayız hayatın. Siz bu satırlarla buluştuğunuzda hâlâ dört gün olacak önünüzde yaşamın rutin akışına kendinizi bırakmanız için. Bayramdan birkaç gün önce Metin Altıok Ödülü’nü hem de geçen yılın deprem nedeniyle gecikmiş takdimini de içeren şekilde İstanbul’da bir törenle tamamladıktan hemen sonra küçük bir seyahate çıktım. Bir süredir biriktirdiğim dertler, üstlendiğim görevler, yapabildiklerimin yoğunluğu ve henüz yetişemediklerimin sorumluluğuna…
Günümüzde devlet destekli şiddet artık her yönüyle sorgulanıyor.
Önceden daha çok "etkili-yetkili failler"in sorumlulukları etrafında dönen tartışmalar, şimdiler de "sıradan faillere" kadar uzanıyor.
Almanya'da Naziler döneminde Adolf Eichmann'ın rolü, pozisyonu ve özellikle Yahudilere…
Yakın zamanlarda hem yayına hazırlayanlar arasında olduğunuz hem de bir makalenizin yer aldığı “Ruhi Su ve Türkiye’de Müzik Kültürleri” adıyla önemli bir kitap yayımlandı. Okuru bol olur umarız. Ülkemizde ne yazık ki müzikle ilgili araştırmalar, teorik çalışmalar, tarihî kaynaklar fazla yok. Musikî insanlarıyla ilgili biyografik ve akademik çalışmalar da istenilen düzeyde değil. Neler söylersiniz bu hususlarla ilgili? Neden çok fazla çalışılmıyor bu…
24 Nisan 1915’te Ermeni aydınların ve siyasetçilerin İstanbul’dan sürgün edilmesiyle başlayan Ermeni Soykırımı’nın en önemli tanıklarından biri de Aram Andonyan. Aras Yayıncılık 24 Nisan’a denk gelen günlerde Aram Andonyan’ın önemli bir kitabını yayınladı: Cürm-ü Âzam. Kitabın altbaşlığı şöyle: “Halep Muhacirin Müdüriyeti Başkâtibi Naim Bey’in Tanıklığında Ermeni Soykırımı.” Aram Andonyan tarafından kaleme alınan ve Ermeni Soykırımı hakkındaki, özellikle de 1916’da Suriye…
İki yıldır zorunlu ikametgâhım Bakırköy Kadın Cezaevi’nde, haliyle okumaktan başka, pek bir şeyim yok. Arka arkaya sekiz sezon dizi izler gibi, arka arkaya durmadan okuyabiliyor insan. Kendince sıralamalar yapıyor, bazen de hayat sürprizler yapıp kendi sıralamalarını yaratıyor, geçen hafta da böyle oldu. Hayat kendi sıralamasını yaptı. Önümde üç kitap, üçünü de Aras basmış, üçünün de sırtında “anı” yazıyor. Biri Zabel…
Yüzyıldır umutlarımızı, ruhlarımızı bir küpe doldurup bekledik. Tam bir şeyler yoluna giriyor derken o korkunç kâbus yeniden başladı. Doldurduğumuz küpten tekrar her gün bir şeyler eksildi.
Amida’nın Sofrası’ndan[1] yeni kalkmıştık. Diyarbekir mutfağının dimağımızda unutulmaya yüz tutmuş birçok lezzetli yemeğinin tadını yeniden damaklarımızda hissetmenin keyifli sarhoşluğunu yaşıyorduk. Ama biliyorduk daha tadılacak likörlerimiz, anlatılacak hikâyelerimiz var.
Yıllar…