Taner Akçam’ın son kitabının başlığı, “Yüzyıllık Apartheid”. Kitabın bir de alt başlığı var: 1918- 1923 Türkiyesi: Bağımsızlık ve Apartheid Rejiminin İnşası”. Aras yayınlarından çıkmış, tamamı 151 sayfadan oluşan bu…
Geçmişine ve geleneklerine bağlılığını, saygısını, yemeklerini aktardığı kitabıyla ifade eden bu zarif hanımefendi, aynı zamanda kitabında aile hikâyelerine de yer vermiş.
Yıllardır görmediği Beyrut’taki anneannesini, dedesini, merhametli annesini, hiçbir şeylerini eksik etmeyen babasını, Türkan Teyzesi’nin çatısında izlediği Öztürk Serengil filmlerini, Mor Gabriel…
“Çocukluğu hatırlama, çocukluk yıllarının Üsküdarı’nı, Silahtar’daki bahçeleri anma ve kâğıda dökme uğraşı Sovyet Ermenistanı’nda gelmekte olan karanlık günlere ilişkin kaygılarını savuşturmak için bir teselli arayışı mıydı? Ya da bir tür savunma mıydı?”
Zabel Yeseyan’ın Silahtar Bahçeleri’ni[1] okurken iki soru takıldı zihnime. İlki, Yeseyan’ın 1900’lerin başında Üsküdar’da geçen çocukluk hatıralarını yazarken nasıl bir duygu durumunda olduğu… Silahtar Bahçeleri’ni tam…
Taner Akçam hocamız, Cumhuriyet’in 100. yılı tartışmalarına Yüzyıllık Apartheid kitabıyla katılıyor. Aras Yayıncılık’ın…
Taner Akçam’ın son kitabının başlığı, “Yüzyıllık Apartheid”. Kitabın bir de alt başlığı var: 1918- 1923 Türkiyesi: Bağımsızlık ve Apartheid Rejiminin İnşası”. Aras yayınlarından çıkmış, tamamı 151 sayfadan oluşan bu…
Taner Akçam, Türkiye’nin önde gelen tarihçilerinden biri olarak bilinmektedir. Soykırım tarihi, politik şiddet ve alternatif tarih yazımı konularında önemli çalışmalar yapmakta olup, bu çerçevede pek çok kitap yazmıştır. Kendisi ile yakın zaman önce Aras yayınlarından çıkan ve esas olarak da Kürtleri yakından ilgilendiren “Yüzyıllık Apartheid” kitabı üzerine konuştuk.
Öncelikle kitabınızın sarsıcı başlığını konuşarak başlamak isteriz. Apartheid kavramının sıra dışı bir tarihsel kavram…
Ahalinin Gidişi
Dünyanın en önemli ve sanki gündemden hiç düşmeyecek konularından biri göçmenlik (diğeri de insan hak ve özgürlükleri olsa gerek). İnsanlar ister siyasi görüşleri, ister ekonomik (koşulların güçlüğü), ister toplumsal (mahalle baskıları), isterse meteorolojik (küresel ısıtma) nedeniyle olsun doğduğu toprakları bırakıyor. Ulaşım zorlukları dahil, uyum sorunları olsa da, elindekini avucundakini verip, sadece giysileriyle yollara düşerek göçmenliği tercih etmek…
1970’lerin başı olmalı. İlkokulda, yeşil ciltli, küçük boy pul defterim olmuştu. İçinde de sadece ilk sayfayı dolduracak sayıda pul vardı. Birkaç Atatürk ve İngiliz kraliçesi pulları…
O zamanlar pul koleksiyonu yapmak özellikle çocuklar arasında çok yaygındı. Pulları toplamak kolaydı.Herkes birbiriyle mektupla haberleştiği ve mektupların üzerine pul yapıştırıldığı için eve gelen postayı toplayıp zarfların üzerindeki pulları suyla çıkararak bile koleksiyon yapmaya…
Benim okuma periyodumda kimi kitaplar vardır ki bekler zamana kalır. Kimileri de hemen okunmak ister. Bu kez de öyle oldu. Aras’tan Tomo abi aradı, “sana iki kitap yolluyorum, biri çok ilgini çekecek” dedi.
Bir kaç gün sonra kitap geldi. Hagop Gobelyan’ın “Kızgın Buhardaki Koza”sı. Soyadı tanıdık geldi. Yazarın biyografisini okuyunca hatırladım: yine Aras’tan çıkan “Memleketini Özleyen Yengeç”in yazarı Yervant Gobelyan’ın…
“Gobelyan’ın romanı Bardizag’tan gönderilenlerle oraya varmaya çalışanların yolda neler yaşadıklarının eşzamanlı anlatılmasından oluşuyor. Her üç roman kişisinin başlarına sayfalar ilerledikçe neler geleceği, yollarının nereye varacağı sorularındaki gerilim romanın sonuna dek eksilmeden sürüyor.”
1915 yazından birbiriyle bağlantılı birkaç yol hikâyesinden oluştuğu söylenebilir Kızgın Buhardaki Koza’nın;[1] ilkinde Toros dağlarındaki tünel inşaatlarında çalışan Artin’in Adana, Pozantı’dan memleketi İzmit’in Bahçecik kasabasına, Ermenice…
Yahudi/Edebiyat dosyamızın bugünkü yazısını 24 Nisan olması sebebiyle Ermeni bir ailenin Holokost esnasında ikinci kez yok edilme korkusu yaşadıklarını ele alan bir kitap ile taçlandırıyoruz.
Nancy Kricorian’ın Işık Hep Oradaydı romanı, Hitler ordusunun Fransa’nın başkenti Paris’i işgali sırasında Ermeni bir ailenin İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşadıkları olayları anlatıyor. Romanın baş karakteri Maral günlüğüne yazar gibi kendisinin ve ailesinin başından geçenleri yalın…