Bizim uzaktaki hayal şehrimiz olarak yazılıyor günümüz Mardin’inin hikâyesi. Bir zamanlar sahip olduğumuz bin bir tadın ve lezzetin bakiyesi dahi onu bir çekim merkezine, turistik gezilerin olmazsa olmaz uğrağına dönüştürüyor. Oysa Mardin bundan çok daha fazlasıydı. İnsanıyla, dilleriyle, yapıları, ibadethaneleri, türlü rayihasıyla güneşin sofrasında bir bereketler diyarıydı. Yemekse, neleri yitirdiğimiz ya da elimizde dünden nelerin kaldığını keşfetmek için nice imkân…
Türkiye’de ve Yunanistan’da, Sezen Aksu ve Eleftheria Arvanitaki gibi popüler şarkıcılara verdiği bestelerle müzikseverlerin gönlünde yer edinmiş; İsrail’de hem dini repertuvar içinde kutsal müzik metinlerine hem de popüler şarkılara imzasını atmış; Night Ark ismiyle kurduğu kuartetle Amerika’da, dünya müziği sahnesinin avangard projelerinden birinin yaratıcısı olmuş ünlü besteci ve udi Ara Dinkjian’ın yaşam öyküsünü okumak, eserleri üzerine çalışabilmek eminiz ki bu…
Aras’ın çizgi roman dizisinin bu dördüncü kitabı, daha önce yayımlanan Ermeni Ninem, Varto ve Ermeni Hayaleti’nde olduğu gibi, bizleri Anadolu’nun içlerinden dünyanın dört bir tarafına yayılan hikâyeleri keşfetmeye, tarihin üstü kapatılmaya çalışılan sayfalarının, bastırılmaya çalışılan acılarının geri dönüp bugünün insanlarını nasıl etkilediğini anlamaya davet ediyor.
Laurent Galandon ve Viviane Nicaise’in, ilk kez yayımlandığı Fransa’da büyük beğeni toplayan Çiçekli Defter’i de…
Nereden Nereye farklı ülkelerde, farklı kültürler arasında hayata tutunan bir ailenin hikâyesi. Romanya’da doğup büyüyen ve ilkgençlik yıllarını burada geçiren Kırmızıyan kardeşler, köklerinin dayandığı Türkiye’de, daha önce tanımadıkları İstanbullu aileleri tarafından adeta yeniden “evlat” ediniliyor, farklı bir kültürle, farklı âdetlerle yaşamaya başlıyorlar. İstanbul’da yeniden inşa ettikleri hayatları daha sonra onları Fransa’ya, Paris’te yaşamaya savuruyor. Yıllar içinde, bir arada kalmak, aileyle…
Aşod Madatyan, Osmanlı İmparatorluğu’nun son çeyreğinde ve Cumhuriyet’in ilk kırk yılında tiyatro yaşantımızın tam merkezinde ve ön saflarında yer aldı. Güllü Agop’un Mardiros Mınakyan’a geçirdiği tiyatro bayrağını daha sonra o devraldı ve yirminci yüzyılın ortasına kadar taşıdı. Ermeni ve Türk sanatçılarla, farklı tiyatro topluluklarıyla, Darülbedayi’yle ilişkileri, bir rejisör ve tiyatro insanı olarak yaptıkları, teori üzerine kafa yoran bir düşünce insanı…
Gazeteci, yazar ve çevirmen Burhan Arpad’ın “Türk sahnesi için yazılmış ilk Batılı eser” sözleriyle selamladığı Sahnemizin Değerleri, ömrünü sahneye adamış Aşod Madatyan’ın Osmanlı-Türkiye tiyatro tarihinde iz bırakmış yıldız oyunculara dair inceleme yazılarından oluşuyor. İlk kez 1943-44’te yayımlanan, sonra her nasılsa unutulan bu kayıp hazinede kimler yok ki? Madatyan’ın pek çoğunu yakından tanıdığı, birlikte sahne aldığı veya oyunlarını yönettiği Kâmil Rıza,…
Yazarlık hayatında daima gölgede kalana odaklanan Ümit Bayazoğlu’ndan tarihte kaldığı sanılan bir fenomene ezber bozan bir bakış. Bayazoğlu, üzerinde yaşadığımız toprakların “zenci”lerine odaklanıyor bu kez. Köle ticaretinden harem ağalarına, hadım ameliyatından ev içi hizmete koşulan “Arap kızı”na, edebiyatın siyahlarından folklordaki “zenci” imgesine uzanan yoğun, şaşırtıcı ve öğretici bir metin. Türkçenin “büyük” yazarlarının, hatta önemli bilim insanlarının meseleye bakışındaki çarpıklığı görünce…
Gazeteci-yazar Ümit Bayazoğlu’nun kaleme aldığı 42 portreden oluşan Uzun, İnce Yolcular, iğneyle kuyu kazarcasına yapılan bir hatırlatma çalışmasının meyvesi. Bir dönemin popüler simalarını hızlı akan zamanın aşındırıcı etkisinden kurtararak hafızalara yeniden çağıran Bayazoğlu, Uzun, İnce Yolcular’da her biri birbirinden canlı hayatlar yaşamın çeşitli figürlerin saklı kalmış hikâyelerini sunuyor bizlere.
Siyah Prenses Camara Fatumata Sökmen, Çıplak ayaklı kontes Ayşe Nana, Prenses Fazıla, Sakallı…
1915’te Ermenilerin Halep, Musul ve Der Zor’a “zorunlu” sürgünü için çıkarılan ve “Tehcir Kanunu” olarak bilinen geçici kanun, esas olarak büyük bir halk kitlesinin imha kararıydı. Halkın geri kalanı için olduğu gibi Ermeni entelektüeller için de bu dönem, tehcirin ilk günlerinden başlayarak büyük bir yıkımı ve pekçokları için kaçınılmaz ölümü getirdi. Bu insanların sadece küçük bir kısmı çöllerden sağ kurtulabildi.…
İstiridye Kasabası’nda yaşayan flamingo Mitzi’nin günleri hep aynı geçiyordu. Dans etmeyi çok seven ve bu tutkusunu müzikal filmler izleyerek doyurmaya çalışan Mitzi bir gün yakın arkadaşıyla kasabada dolaşırken bir el ilanına rastladı. Acaba bu ilanda Mitzi’nin hayatını değiştirecek bir şeyler mi yazıyordu? Zeynep Alpaslan’ın kendini tanımak, kendine inanmak ve düşlerinin peşinden gitmenin güzelliğini samimi bir dille anlattığı hikâyesi Mitzi Dans Eden Flamingo yedi yaş…