Gönderim tarihi: 28 Ocak
Aras Yayıncılık “İstanbullu Ermeni Kadın Yazarlar” dizisinin ikinci kitabı Marukyanlar ile Sona Der Markaryan Tıngıryan’ın ilk olarak 1968’de Gıyankin hed [Hayatla] adlı kitabında yayımlanan romanını yıllar sonra yeniden okurla buluşturuyor! Tıngıryan, 1940’lı yıllardan itibaren öykü ve tiyatro çalışmalarıyla edebiyat çevrelerinde tanınsa da Marukyanlar yazarın olgunluk döneminin en belirgin eserlerinden biri olarak öne çıkıyor. Yazar kadınlık deneyimini herhangi bir ideolojik çerçeveye…
Aras Yayıncılık’ın “İstanbullu Ermeni Kadın Yazarlar” başlıklı yeni edebiyat serisinin ilk kitabı Mayda, yalnızca bir roman değil, hem edebi hem de toplumsal bir başkaldırının simgesi.
Sırpuhi Düsap’ın kaleme aldığı ve 1883’te İstanbul’da, Zartaryan Matbaası’nda yayımlanan Mayda, Batı Ermenicesi edebiyatında bir ilki gerçekleştiriyor. Düsap bu romanıyla yalnızca…
Bu eser, Ermenice edebiyatın yaşayan en üretken ve etkili isimlerinden Rober Haddeciyan’ın Tavan adlı romanının devamıdır. Haddeciyan, toplumsal belleği bireyin kırılgan bedeni ve zihinsel sürekliliği üzerinden ele almayı başaran nadir yazarlardandır. Tavanın Öte Yanı, bireysel ve kolektif hafıza arasındaki ilişkiyi sorgulayan, göç etmenin hem fiziksel hem düşünsel sonuçlarını göz önüne seren, çağdaş Ermenice yazının önemli metinlerinden biri olarak dikkat çekiyor.…
Narine Abgaryan tarafından Rusça kaleme alınan Gökten Üç Elma Düştü, Maran adlı küçük bir dağ köyünde, savaşın, yoksulluğun ve kayıpların gölgesinde hayata tutunmaya çalışan köy sakinlerinin, kehanetler, felaketler ve mucizelerle örülü yaşamlarını Anadolya Sevoyants karakteri ekseninde anlatıyor. Felaketlerin ortasında bile yaşamın devam ettiğini, mucizelerin en umulmadık anlarda gerçekleşebileceğini hatırlatıyor.
Bitlis’ten Amerika’ya göç etmiş Ermeni bir ailenin ilk ferdi olarak 31 Ağustos 1908’de California eyaletinin Fresno kasabasında dünyaya gelen William Saroyan, ardında altmışı aşkın edebi eser ve “Saroyanesk” olarak bilinen edebi bir tarz bıraktı. Amerikan edebiyatının en iyi öykü, roman ve oyun yazarlarından biri kabul edilen Saroyan’ın ilk kez 1951’de New York’ta basılan romanı Rock Wagram, ilk kez Türkçe okurla…
1851 yılında gazeteci, yazar, çevirmen ve bürokrat Hovsep Vartanyan (1816-1879), nam-ı diğer Vartan Paşa tarafından kaleme alınan Akabi Hikâyesi, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde kaleme alınmış ilk Türkçe roman olma niteliği taşıyor. Katolik bir Ermeni erkekle Apostolik bir Ermeni kadının trajik aşk hikâyesi üzerinden dönemin Osmanlı Ermeni toplumunu mercek altına alan eser, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’ndaki değişimlerin ve gelişmelerin vesikasını çıkarıyor.…
Hagop Gobelyan, Kızgın Buhardaki Koza’yı, İzmit sancağının Ermenice adıyla Bardizag, Türkçe adıyla Bahçecik nahiyesinden olan ailesinin 1915 yazında yaşadıklarından yola çıkarak kaleme aldı. Bahçecik, çoğunlukla Ermeniler olmak üzere, Rum, Laz ve Gürcü halklarının eviydi. İpekböcekçiliği Bahçeciklilerin başlıca geçim kaynağıydı ve ipekböceklerinin ördüğü kozalar bölge halkının muhayyilesinde türlü anlamlar taşıyan çok güçlü bir imgeydi. Roman bir anlamda bu imgenin izini sürerken,…
Amerikalı yazar Mark T. Mustian’ın romanı Jandarma, unutmanın ve hatırlamanın, birbiriyle kesişen, birbirine teğet geçen hayatların incecik işlenmiş hikâyesi. Beyin tümörü teşhisi konulan doksan iki yaşındaki Emmett Conn’un Wadesboro, Georgia’daki sessiz hayatı, görmeye başladığı rahatsız edici rüyalarla altüst olur. Bu rüyalarda kendini 1915’te, Anadolu’nun çorak ovalarından Halep’e doğru ilerleyen bir tehcir kafilesinin başında, Ahmet adında genç bir jandarma olarak görür. Ahmet,…
Türkçede ilk kez yayımlanan Amerikalı çok satan yazar Chris Bohjalian’ın Kumdan Kale Kızları romanı, bizleri Bedrosyan ailesinin Anadolu’dan Halep’e, oradan da Amerika’ya uzanan sürükleyici hikâyesine davet ediyor. Genç yazar Laura Bedrosyan, New York’un bir banliyösünde ve Miami’de geçen çocukluğunu, evdeki Şark halılarını, etrafta kullanılmadan yatan nargile marpuçlarını ve çözemediği bir dilde yazılmış kitapları anımsarken, dedesi Armen’in ölümünün ardından anlatılmaya başlayan…
Amerikalı yazar Nancy Kricorian Türkçeye çevrilen üçüncü romanı Işık Hep Oradaydı’da bu kez bizi işgal altındaki Paris’e götürüyor. Kricorian, Nazilerin Haziran 1940’ta Paris’e girmesiyle başlayan romanında, Paris’in banliyölerinde yaşayan göçmen bir Ermeni ailenin dört yıl süren işgal ve savaşın getirdiği sefalet karşısında hayata tutunma çabasını anlatarak dönemin atmosferini yakalamayı başarıyor. Siyasi şiddet, katliamlar, açlık ve güvensizlik ortamında dahi direnişin ve…