İhtiyar bir adam, yanında kara köpeğiyle, Ermeniler ve Türklerin bir arada yaşadığı bir köye gelir. Kışları Sivas şehrinde, yazları ise köyde sakin bir hayat süren Galenler ailesi bu durumdan huzursuz olur, zira ihtiyarla aralarında geçmişten kalmış, çözülmemiş bir hesap vardır.
Birinci Dünya Savaşı’yla birlikte tarih önüne geçilmez bir hızla akmaya başlar. Ermeniler için günbatımı yaklaşırken, Armine ile Civan’ın aşkı henüz…
Usta öykücü Hagop Mıntzuri’nin 1897-1940 yıllarını kapsayan bu anıları, imparatorluğun son yıllarından cumhuriyetin başlangıcına uzanan, İstanbul’un çoktan mazi olmuş dönemine tanıklık ediyor. Köyü Armıdan’dan ailesiyle birlikte İstanbul’a fırıncılık yapmaya gelen çocuk yaştaki Mıntzuri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki günlük yaşamı, Beşiktaş ve Hisar’daki fırınlarının etrafındaki Türk, Ermeni, Makedon, Rum, Arnavut esnafı, Cuma Selamlığı’nda gördüğü padişahları, ekmek vermeye gittiği haremli selamlıklı köşkleri, Galata’yı, Pera’yı,…
Döneminin önde gelen edebiyatçılarından, hukukçularından ve siyasetçilerinden biri olan Krikor Zohrab, on bir öyküden oluşan bu kitabında Osmanlı toplumunu farklı veçhelerden ele alıyor.
“Hayatı olduğu gibi” vermekte ustalaşan yazar, kadın-erkek ilişkilerini, kent ve taşra hayatı arasındaki uzlaşmazlığı, yeni bir süreçten geçen Osmanlı Ermeni toplum yaşantısını keskin bir analize tabi tutuyor. Zohrab, cemaat sınırlarını aşıp tüm insanlığa ait sorunlara da ışık…
Diyarbakır’da doğup, önce İstanbul’a, sonra Londra’ya, din eğitiminden oyunculuk okuluna, sahnelere ve setlere taşınmış bir aktör. Kevork Malikyan, mesleğini her şeyin merkezine koydu, öyle yaşadı. Aktör Dediğin Nedir ki, hayat ne getirdiyse cömertlikle ve cesaretle göğüslemenin, kendi yolunu bulmaya çalışmanın, hayatını da sahnenin ve oyunun bir parçası haline getirmenin hikâyesi.
Bu kitap, Gâvur Mahallesi’nin tozlu sokaklarından rahip olması için götürüldüğü okulun…
Anadolu’nun tarihe geçmiş en önemli direniş hareketlerinden biri olan Musa Dağ Direnişi, Türkçede Halep’in Baronları kitabıyla tanınan İtalyan yazarlar Flavia Amabile ve Marco Tosatti’nin kaleminde yeniden canlanıyor. Franz Werfel’in 1943 tarihli dünyaca ünlü romanı Musa Dağ’da Kırk Gün sayesinde edebiyat tarihinde yerini almış bu direniş, bu kez bizzat tanıklıklara dayanarak okurlara sunuluyor.
Yazarlar, Hatay, Antakya’daki Musa Dağ’ın eteklerindeki altı köyün…
Sasun’un Salor köyünden iki gencin sonsuz, koşulsuz ve saf aşkının romanı Gelincikler Açarken. Ancak bu aşk bir taraftan da, Ermeni halkının kendi felaketinin eşiğinde olmasıyla zamansız da. Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı hayali bir Ermeni köyü olan Salor, etrafını saran dağlarla dünyanın geri kalanından kopmuş gibidir. Günler, tarlayla, otlakla, hayvanlarla, hasatla geçer. Anno ve Daron hasretle birbirlerine kavuşacakları an için gün…
Ankaralı bir Katolik Ermeni olan Simon Arakelyan’ın 1915’te yaşanan tehcir ve katliamlar sırasında hayatta kalmasının hikâyesini aktaran “Ankara Vukuatı: Menfilik Hatıralarım”, 122 günlük dehşetli bir yolculuğun kronolojisi. 1921’de Ermeni harfleriyle Türkçe olarak yayımlanan ve Latin harfleriyle ilk kez gün yüzü gören kitap, Reji idaresinde memur olarak görev yapan Arakelyan’ın ve çevresindekilerin başından geçenleri tüm canlılığı ve gerçekliğiyle ortaya koyuyor.
Arakelyan’ın…
Yeniyetme Sur’un, ailesi ve kız arkadaşı Norma’yla ilişkisini merkeze alarak 1950’ler Türkiyesinin röntgenini çeken keskin bir toplumsal eleştiri romanı Meteliksiz Âşıklar. Lise son sınıf öğrencisi Sur’un, başta anne ve babası, sonra İstanbul Ermeni toplumu ve nihayet çevresindeki her şeye karşı isyan duygusuyla dolmasına yol açan çelişkileri ve çatışmaları gözler önüne sererken, havada adeta asılı duran gerginliklere dikkat çeken Zaven Biberyan,…
Ermenice şiire yeni bir soluk getirmiş Zahrad’ın kedili şiirleriyle şaire ait kedi çizimlerini kapsayan Kediler, tekrar baskı yaptı! Genişletilmiş bu ikinci baskı, ilk baskıdan farklı olarak yedi ilave şiiri ve şairin elyazması şiir denemelerini içeriyor. Zahrad’ın usta işi şiirlerini başarıyla Türkçeye taşıyan Ohannes Şaşkal’ın çevirmenliğini üstlendiği kitapta, şairin pek bilinmeyen çizer yönüne de tanıklık ediyoruz. Çizimlerinde ağırlıklı olarak benimsediği kübik…
İzmir Ermenileri sahiden yaşadılar mı? Ege’nin yeryüzünde bir cenneti andıran bu kıyılarında var oldular, nefes aldılar, yürüdüler, konuştular, doğdular ve öldüler mi? Türkiye’nin en büyük ve en özel şehirlerinden biri olan İzmir’de ve çevresinde yüzyıllarca süren yaşantılarından geriye kalan neredeyse hiç düzeyindeki izlere bakılırsa, bu sorulara “Evet, yaşadılar, vardılar!” cevabını vermek hiç de kolay değil. Bir avuç iyi niyetli araştırmacı…