Türkiye Ermeni toplumunun beş öncü kadın yazarının eserlerinden örnekler ve haklarında kaleme alınmış incelemelerden oluşan "Bir Adalet Feryadı, Osmanlı'dan Türkiye'ye Beş Ermeni Feminist Yazar" başlıklı kitap, Aras Yayıncılık aracılığıyla okurlarla buluştu.
Lerna Ekmekçioğlu ve Melissa Bilal tarafından seçilen metinlerden derlenen kitapta, yaşadıkları dönemde kadın haklarıyla ilgili talepleri gündeme getirip, bu hakların elde edilmesi için dernekler, dergiler, gazeteler kuran, romanlar,…
Hagop Mıntzuri (1866–1978) adını Türkçe'de ilk kez İstanbul Anıları 1897–1940 adlı kitabıyla duymuştuk. Mıntzuri'nin bu anıları dikkatle okunduğunda onun bir döneme tanıklığını yansıtan gözlemleri, izlenimleri, duygu ve düşüncelerinin ne denli önemli bir birikimi getirdiğini görürüz. Mıntzuri bir yanıyla kendi yaşantısından söz ederken öte yanıyla da 1890'larda sürüklenip geldiği bu kentteki toplumsal görünümü, insan ilişkilerini, kentin durumunu sıcak, sevecen bir anlatımla…
Hayatı ne yazık ki en çok da ders kitaplarına ve müfredatlara yansımayan kısımlarından öğreniyoruz. Bir kuşaktan diğerine bu tablonun değişmesini çok arzulardım. Misal, benden sonrakilere "Ne şanslısınız, biz bu isimleri hep kendi çabamızla bulmak zorunda kaldık" demek isterdim ama bazı şeyleri değiştirmeme konusunda tarifleri aşan bir inat mevcut. Dolayısıyla hala ters sağlama üzerinden gidiyoruz: Müfredat dışı karşımıza çıkıp da gözümüzü…
Ermeni mutfağının karakteristik özelliklerinden bahsedebilir miyiz?
Ermeni mutfağının karakteristik özelliği deyip arkasını getirmek çok zor. Ermeni, Laz, Türk, Çingene mutfağı ayrımına hiç inanmıyorum. Ermeni, Rum ve Türklerin yaptığı yemekler arasında bir fark var mıdır, diye düşünecek olursak benim gözlemlediğim kadarıyla soğan ve baharatların kullanma oranlarında değişiklikler olabilir, onun dışında da bir değişiklik yok.
Topik bir Ermeni yemeği ama.
"Ermeni kimliğinin, çoğunlukla nostaljik bir edayla, ticari, kültürel, dini, veya insani boyutunun vurgulandığı günümüzde, madden ve manen kaybedilenin aslında siyasi bilincimiz olduğunu göstermesi açısından bu eser hem önemli, hem acıklı"
Ermeniler ve ittihat ve Terakki-İşbirliğinden çatışmaya, 19. yy. sonunda örgütlenmeye başlayan Ermeni siyası hareketlerinin (çoğunlukla) İttihat ve Terakki ile olan ilişkilerini ele alan iki ayrı çalışmanın bir araya getirilmiş…
Batı Ermenicesinin en büyük ozanı Zahrad 1924 İstanbul doğumlu, İstanbul'da ve Kınalı'da yaşıyor, İstanbul'un yaşayan en büyük ozanı avnı zamanda… Kendi yaşamına şöyle bakar:
"Nişantaşı'nda! Hacı Levon'un evinde/ 1924'ün 10 Mayıs'ında/ Bir Cumartesi günü dünyaya geldim gündüzdü-/ Kuşkusuz sezdim/ beni nasıl bir hayatını beklediğini! Reddettim vaşamavı -nefes almadım-/ Oradaydı büyük teyzem Verkinia/ Bir sıcak bir soğuk suya/ soktu beni!…
Türkiye'de balık ve balıkçılık konusunda bilgilenmek ihtiyacında olan herkes, yabancı kaynaklara müracaat etmek zorunda. Ancak bu kaynaklar da adı üstünde 'yabancı' oldukları için, yani başka denizleri, başka balıkları ve başka denizlerin balıkçılarını anlattığı için reel anlamda bir fayda sağlamayıp, ancak entelektüel birikim için işe yarayabilir. Ülkemizde bu konuya meraklı kişilerce yazılmış bazı kitaplar var: Bunlardan Sıtkı Üner'in 1975'te çıkan 'Balık…
Bu yazı, elimizdeki kitabı tanıtan ikinci yazımız olacak. Bir raslantı sonucu görebildiğimiz çalışmanın Fransızca baskısının önemli bir eser olduğu ve hak ettiği kadar tanınmadığı düşüncesiyle, bir tanıtım yazısı hazırlamış ve Cumhuriyet Kitap'a yollamıştık. Elimizde bir nüshası olmadığı için yayım tarihi konusunda kesin bir şey söylemek durumunda değiliz. Sadece "90'lı yılların başında" diyeceğiz. Ancak o yazımızı "kitabın yeniden yayımlanması" türünden bir…
Dersaadet (İstanbul) civarındaki boğaz ve denizlerde avlanan balıklar lezzet ve nefaset itibariyle müstesna bir şöhrete sahip oldukları halde bunlar hakkında şimdiye kadar hiçbir inceleme yapılmaması ve buna dair bir eser vücuda getirilmemesi bizde balıkçılık fen ve ticaretinin zamanın terakkisinden nasipsiz ve avcılığın yalnızca sahil balıkçılığına münhasır kaldığına delil telakki olunabilir."
Son zamanlarda gerek içeriği itibariyle, gerekse yayımlanma serüveniyle adından…
Mutfak yazarlarının ortak kanısıdır genelde evde yemek, yaşamak için yenir. Kimi evlerdeyse yemek için yaşanır. Bugün hayatın keyfini sürdükleri kadar yeme-içmenin de keyfini süren, yarını düşünmeden yaşamanın güzelliğini keşfetmiş insanların mutfağından söz edeceğim. Onlar yaşamak için de yerler, yemek için de yaşarlar. Savaşlarda en çok kırıma uğrayan millet olmalarına ve her şeye rağmen hayatta kalmayı başaran Çingeneler'den bahsediyorum.